5 Temmuz 2015 Pazar

En Sevdiğim Farlar- Maybelline Color Tattoo

Bu güzel pazar gününden herkese merhaba!

Bir yandan yan çatıdaki martı yavrularını izliyorum, bir yandan da bu yazıyı yazıyorum. Martı yavruları gecenin aksine gündüz sakinler, pıt pıt çatıda yürüyorlar. Bahçede de kedi yavruları var. Haziran ayının çok çabuk geçmesiyle birlikte, temmuz ayında doğa yeni yeni yaza adapte olmuş gibi. Aynı durum bizler için de geçerli. Ben de yaza giriş mahiyetinde bir eylem gerçekleştirdim ve bisiklet aldım, yaz akşamlarının tadını çıkarıyorum. Hayat kısa kuşlar uçuyoru hayat güzel kuşlar uçuyor olarak bağlama az kaldı :)


Gelgelelim yazımızın konusu bunlardan bağımsız olarak son zamanlarda en sevdiğim farlar. Gerçi yaz makyajında da oldukça kullanışlı olduklarından bir şekilde alakalı diyebiliriz. Bunu söylememin iki nedeni var. Birincisi sıcak havada çok kalıcı olmaları, bazsız dahi sürseniz sabah sürdüğünüz gibi akşam bulabilmeniz. İkincisi ise renklerinin yaza uyumlu olması.



Color tattoo farlarla tanışmam on and on bronze isimli farla oldu. Bu hafif simli, ama asla simli gibi durmayan -zira ben simli makyajdan nefret ederim- kahvemsi bronz fara resmen aşık oldum. Fırça bile kullanmaya gerek yok hatta fırçasız daha güzel uygulanıyor. Sadece bunu sür çık bir far. Bunu pek çok far için duymuş olabilirsiniz ama bu kez gerçekten! :) Ben en çok katlanma bölgesinethe balm paletlerden kahve bir farla ya da mac satin taupe sürerek tamamlamayı seviyorum vaktim varsa. Yalnız bu öyle bir far ki diğer paletlerin de renklerin de yüzüne bakmıyorum, dekorasyon olarak duruyorlar, tek kötü yanı bu diyebilirim :))

İkinci favorim yine aynı seriden eternal silver. Aslında ben çok gri renkli far aradım bir zamanlar. Siyah göz kalemini çok kullandığım zamanlara denk gelen zamanlar yani. Bu farlarla birlikte göz kalemini de artık eskisi kadar kullanmıyorum. Basit-sade hafif ışıltılı- yeterli! Bu gri arayışımı the balm autobalm Hawaii'deki gri renk dindirmişti, şimdi color tattoo var-oh mis! Fakat belirtmeliyim eternal silver on and on bronze kadar günlük değil.

Eveeet demirbaşlarım yazın (bence kışın da olacak :D) bunlar! Hepinize harika bir temmuz ayı dilerim!

Benim neler yaptığımı ise @gizeemkose insagram hesabımdan takip edebilirsiniz :)

XOXO
GİZEM

5 Nisan 2015 Pazar

Mart Favorilerim


Hava apaydınlık olunca akşam hiç gelmeyecek gibi geliyor, mesela şimdi saat 16:00 ama bana sorsan ancak 14:00'tür. Sonra birden hava kararıyor ve biz "eyvah pazar bitiyor" moduna giriyoruz. Yaz saatine alışamayanlarda bu hafta! :)

Ufak bir Bağdat Caddesi turunda, ki tur bile sayılmaz eve gitmek için oradan geçmem gereken bir günde, aklımda olmamasına rağmen (genelde kozmetik alışverişlerinde öyle olmuyor mu? ) Mac'e ve Yves Rocher'a girdim. Yine de bu aniden gelişen alışverişlerimden hiç pişman değilim çünkü gerçekten gerekli ve severek kullandığım ürünler elde etmiş oldum :)

İlk olarak Mac'den aldığım "sür çık" diyebileceğimiz Satin Taupe far. Çabucak bir tek bunu sürmek bile yetiyor. Her şeyle her durumda giden bir far ki benim de istediğim buydu. Kahve gri mor gibi renkler gibi tam isimlendiremiyorum. Ama güzel. Tek başına yeter.

Yves Rocher'a ise aslında severek kullandığım saç maskemin bir başka türü var mı varsa alayım diye girmiştim (aşağıdaki anlatacağım). Hemen altta hep duyduğum el peelingini görünce açtım kokladım. Koklar koklamaz da çook sevdim. Böyle taneli ürünler bana doğallığı çağrıştırıyor. Kokusu da muazzam olunca alıp denemek istedim. Haftada iki kere yapılabiliyor. Öyle üşenilecek bir şey değil, elinize sürüyorsunuz biraz duruyor sonra ılık suyla yıkıyorsunuz. Ben çok memnun kaldım. Ellerim pamuk gibi oluyor.




Gelelim saç maskesine. Soldaki kahverengi renkliyi sanırım altı ay kadar kullanmıştım. İçinde organik jojoba ve organik karite yağı var. Bunu kullandıktan sonra saç kremi bile kullanmaya gerek kalmıyordu. Ayrıca saçlarıma müthiş bir kokuveriyordu, hiç de dolaşmıyordu saçlarım. Böyle memnundum evet ama üstünde de kutunun çok kuru saçlar için olduğu yazıyordu ve bu gerçek benim saç tipimle aslında uyuşmuyordu. Hal böyleyken ve maskeden de memnun olduğumdan yine Yves Rocher'n başka bir çeşit maskesi var mı diye bakmaya gittim ve sağdakini aldım bu sefer. Bu da organik karite yağını içermekle birlikte, yulaf özlü. Dolayısıyla farklı bir kokusu var ve bu koku bana beyaz sabunu anımsatıyor :) Haha, memnunum ama temiz temiz kokuyor saçlarım. 




Şimdilik bu kadar, herkese güzel bir nisan ayı diliyorum!
Beni instagramdan gizeemkose hesabından canlı takip edebilirsiniz! :)
Sevgiler
Gizem

17 Ocak 2015 Cumartesi

Her Kelimenin Anlamı Başkadır Bir Öncekinden

Hafıza iyi bir şey midir sizce her zaman? :) Çok gereksiz şeyleri hatırlayıp, çok önemlileri geri plana iten zihninize kırgınlığınızı hatırlamanız için biraz sizi yalnız bırakıyorum.

*Fotoğraf: yine koşturduğum günlerden birinde, okulda kahve molası

Hah geri geldim. Aslında sadece bir dönem beraber okuyup, sonra Fransaya dönen, ama en sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan -arkadaşlık mesafeyle ya da fiziksel yakınlıkla ilgili değil kesinlikle- Zehra geldi İstanbul'a. Arada onu gördüm, ne kadar uzak olsak da biz hep yazılarımızla mesajlarımızla birbirimizin yanındaydık, hele ki bu süreçte bana başkasından rica bile edemeyeceğim iyiliklerde bulundu. Böyle insanları sevelim yüceltelim, biliyorsunuz artık çok yok :)

*fotoğraf: Zehrosumun hediyeleri



 Bu aralar ne yapıyorum/ ne yapmalıyım?

 *Masama bakıyorum. Oldukça dağılmış ki ben dağınıklık sevmem masa dağınıksa zihnim de dağınık gibi olur. Ama toplamıyorum bi şey bekliyorum sanki. Watsons mini mendilleri görüyorum. Aslında çok sevimli ama kapağı açılıyor çantada hijyenik değil. Bir daha alır mıyım diye düşünüyorum. Kararsızım.
 *Her taraf el kremi ve dudak nemlendiricisi dolu.
 *Paşabahçe'den aldığım ev şeklinde mumluğa bakıyorum gerçekten çok tatlı. Bir defa mum yakarak kullandım boşa almadığımı kendime ispatladım iyi oldu. :)
 *Bu hafta artık 2 aydır!! ertelediğim diş tedavime başlamam lazım. Yok hayır, ben normalin aksine dişçiden korkmam, hakikaten denk gelemedim. Hayatımda önce kendimi erteliyorum da ondan. Yanlış.
 *Bir belge bekliyorum. Bu hafta çıksın artık! Bunun peşine düşeceğim.

Herkese selam, görüşmek üzere!
Gizem

11 Kasım 2014 Salı

Uykudan Önce

Bu başlığı yazınca aklıma hemen "Uykudan Önce Masallar" diye bir cümle geldi. Onu "Türk Lokumuyla Tatlı Rüyalar" izledi. Sanırım sabahın erken saatlerinde beynim birbiriyle bir kelime ile olsa bile ilişkili bulduğu her şeyi doğrudan yolluyor :)


 Bilgisayarı açınca ilk ne var ne yok diye bakınırım. O bakınma sırasında Harvard Business Review'da günün son on dakikasını nasıl harcamalı üzerine bir yazı gördüm. Tesadüf bu ya, ben de son zamanlarda bir bir uyku öncesi ritüeli geliştirmiş biri olmuştum, bakayım onlar ne yazmış merak ettim açıkcası :) Hatta dün akşam bed time essentials diye instagramda şu fotoğrafı yayınlamıştım, üstüne geldi bu yazı.



Nasıl şeker değil mi kuzum? Önceden bu maskeleri gereksiz bulurdum, şimdiyse baya faydasını gördüğümü düşünüyorum. Papatya çayımı içip, kendimi tatilde hissettirdiği için hindistancevizi sütünü de sıkıp bunu gözüme geçiriveriyorum. Gelelim HBR önerilerine;


 *Sizi mutlu eden bir şey okuyun.

 Çok iyi çok güzel de, ben kitapla uykusu gelmeyenlerdenim. Kitabı bitirip hala uykumun gelmediği çok olmuştur.

*Isıyı düşürün. Daha düşük sıcaklık uyuyakalmanıza yardımcı olur.

Evet tabii ben düşük sıcaklıkta üşüyorum üşüyorum evet şuan daha çok üşüyorum diye düşünüp durmazsam.

*Mavi ışıktan kaçının.

Pekala kaçınırım, zaten doğduğumdan beri odamda mavi ışık görmedim, bu kolay oldu.

*Spa benzeri bir ortam yaratın.

Spa benzeri? Palmolive Thermal Spamı başucuma koyabilirim sanırım? :D

*Şükran gösteren bir not yazın.

Yazdığınız notların yatağın altına kaçmamasına dikkat edin ama.

*Meditasyon yapın.

Evet yapabiliyorsanız tabii ki.

*Sessiz bir yürüyüşe çıkın.

Gece vakti çıkacağım yürüyüş eminim çok sessiz olacaktır da, ben o saatteki sıradan çinko karbon pil enerjimle bunda biraz (tamam çok) zorlanırım gibi geliyor.


Eveeet, herkese iyi uykular güzel günler!!

XOXO
GİZEM



10 Ağustos 2014 Pazar

Kadıköy'de Hoş Bir Mekan: Antre Cafe Oyun Atölyesi

Merhaba,

Bugün İstanbul yine oldukça kalabalık bir gün yaşıyordu. Bense doğduğumdan beri İstanbul'da yaşamama rağmen her defasında buna şaşıran bir insan olarak, bugün ne yapsam da kalabalıktan kaçsam diye düşünüyordum. Nihayetinde aklımıza daha önce birkaç kere tiyatroya gittiğim, oyun başlamadan önce de oturup soluklanırken çok beğendiğim bir yer olan  Antre Cafe geldi.


Başka şey dileseymişim olacakmış gibi, Antre cafe neredeyse boştu, bu da dekorasyonu çalan şahane müzikler eşliğinde gönlümce izleme fırsatı sundu bana. Bence diğer cafelere nazaran bu sakinliğini girişinin Oyun Atölyesi olmasına borçlu, zira bilmeyen birisi içeride cafe olduğunu zor fark edebilir. Genelde de oyun izlemeye gelenler uğruyor zaten cafeye. Bir parça doğayı hissedebildiğimiz her mekana sarmaşık gibi sarıldığım gibi, burayı da notalarla birlikte içime çektim.




Niçin hala her ayna gördüğümde aklıma Aşk-ı Memnu'daki Bihter geliyor bilmiyorum ama aynalara karşı da özel bir sevgim olduğu bir gerçek. Hele o ayna böyle nostaljik ve de bir de üstüne ahşapsa.. Dekorasyonu harika tamamlamış. Müziklerden bahsetmiş miydim? Lütfen bir kere daha bahsedeyim çünkü bir pazar günü sakin sakin oturmak isteyen beni çok mutlu etti çalan müzik.
  


Daha önce oyundan önce girdiğim için cafeye kahve içmiştim. Bu sefer akşam üzeri olduğundan yemek yemek istedik, çok fazla seçenek olmasa da yeterli sayılabilir. Bu gibi bir yerden asıl beklentim gurme lezzetler olmadığından beklentimi karşıladı, ancak kahve ve tatlılarının oldukça güzel olduğunu eklemeden geçemeyeceğim.



Çıkarken çektiğim bir fotoğrafla size Oyun Atölyesi'ndeki oyunlara göz atmanızı da şiddetle tavsiye ediyorum :) Tam kareye dahil olamasa da sağdaki Kim Korkar Hain Kurttan mesela ve ben izlerken çok keyif almıştım!



Herkese güzel bir hafta diliyorum!
XOXO
GİZEM

Anında iletişim için beni instagramda bulabilirsiniz :)
http://instagram.com/gizeemkose

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Gratis Bayram İndirimi Alışverişim

Merhabalar,

Malumunuz bayram tatiline giriş yapmış durumdayız. Henüz eve gelmişken Gratis bayram indiriminden aldıklarımı yazayım dedim. Çok bir şey değil ama almayı gerçekten isteyip hedefleyerek gidip aldığım şeyler olduğundan paylaşmak istedim. Bu şekilde hedeflemeden gidince çok fazla alakasız şeyler alıp çıkıyorum o yüzden bu amacına uygun satın alma işi iyi oldu. Sadece bir şeyde hedeften saptım ama onun da sebebini aşağıda söyleyeceğim :)


Bu torbayı ücretsiz verdiler, şimdi de içine bakalım..


The Balm'da yüzde elli indirim vardı, ben de vakit bu vakittir deyip put a lid on it eye primer ile mary lou manizer aydınlatıcıyı aldım The Balm'dan. The Balm'ın ambalajları ayrı bir konu zaten, çok şirin ve doğrudan kendine çekiyor. Kozmetikte özellikle ambalaja göre satın almanın çok fazla olduğunu düşünürsek, başarılı tasarımlarıyla insanların gönlüne taht kurmasına şaşırmamak gerek. Göz bazı 15 lira civarına, aydınlatıcı ise 25 lira civarına düşmüştü. İyi bir alışveriş oldu sanki, ne dersiniz? :) Ruj ise rengini beğendiğim Maybelline wooden brown, bunu da zaten almak istiyordum ve notlar kısmına kaydetmiştim.


Eveet sıra geliyor hedefimde olmamasına rağmen aldığım ürüne. Toni&Guy deniz tuzu spreyinden öyle memnunum ki, hem evde hem işte bir şişe tutuyorum. Yaz aylarında hiiç uygulayamıyorum ısı saçıma, sabredemiyorum. Bu durumda kurtarıcım bu sprey oluyor, ya da ben öyle sanmayı istiyorum çünkü gerçekten uğraşamıyorum yazın ısıyla :) Normalde yedeği de vardı ama Toni&Guy pek indirime girmez, girse de ikinci ürüne yüzde kırk gibi indirimler yapar, dolayısıyla doğrudan indirimde 25 lira olduğunu görünce (sanırım normalde 40 lira civarı) dayanamadım aldım. Hedefimden saptığım yegane nokta buydu ama haklıyım değil mi? :)

Bu günlük bu kadar, herkese güzel bir bayram diliyorum. Umarım tatil herkese iyi gelir. Sevgiler,
xoxo
GİZEM

p.s. instagramda görüşmek için adresim gizeemkose


23 Haziran 2014 Pazartesi

Caretta Caretta

Herkese merhaba! Umarım haftaya güzel bir başlangıç yapmışsınızdır ve tüm haftanın da öyle geçeceği umudu içinizde yeşermeye başlamıştır- aksini düşünmeyin, düşünmeyin hemen kaçın o düşünceden :)

İlk defa gittiğim Dalyan'ın samimi ve sıcak ortamı beni öyle sardı ki bundan sonra ilk düşüneceğim duraklardan olacağı kesin!



Dalyan'ın güzellikleri, göl kenarı, henüz bozulmamış sahil kasabası havası anlatılmakla bitmez ama, vurgulanması gereken en önemli şeylerden biri şüphesiz caretta carettaları ile meşhur İztuzu Plajı. Bu sevimli canlıları görmek insana pek iyi geliyor :) Ayrıca İztuzu Plajı'nda insan kendini Lost dizisinde gibi hissediyor.



Plajın hemen arkasında ise Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi var, burada caretta carettalar ile ilgili pek çok ek bilgi edindik, gördüğünüz bez çantayı da oradan aldım. Ayrıca caretta carettaları daha da yakından görmek isterseniz hemen göl kenarından tekne turuna çıkabilirsiniz.







Herkese güzel günler diliyorum,

GİZEM

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...