istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2014 Pazar

Kadıköy'de Hoş Bir Mekan: Antre Cafe Oyun Atölyesi

Merhaba,

Bugün İstanbul yine oldukça kalabalık bir gün yaşıyordu. Bense doğduğumdan beri İstanbul'da yaşamama rağmen her defasında buna şaşıran bir insan olarak, bugün ne yapsam da kalabalıktan kaçsam diye düşünüyordum. Nihayetinde aklımıza daha önce birkaç kere tiyatroya gittiğim, oyun başlamadan önce de oturup soluklanırken çok beğendiğim bir yer olan  Antre Cafe geldi.


Başka şey dileseymişim olacakmış gibi, Antre cafe neredeyse boştu, bu da dekorasyonu çalan şahane müzikler eşliğinde gönlümce izleme fırsatı sundu bana. Bence diğer cafelere nazaran bu sakinliğini girişinin Oyun Atölyesi olmasına borçlu, zira bilmeyen birisi içeride cafe olduğunu zor fark edebilir. Genelde de oyun izlemeye gelenler uğruyor zaten cafeye. Bir parça doğayı hissedebildiğimiz her mekana sarmaşık gibi sarıldığım gibi, burayı da notalarla birlikte içime çektim.




Niçin hala her ayna gördüğümde aklıma Aşk-ı Memnu'daki Bihter geliyor bilmiyorum ama aynalara karşı da özel bir sevgim olduğu bir gerçek. Hele o ayna böyle nostaljik ve de bir de üstüne ahşapsa.. Dekorasyonu harika tamamlamış. Müziklerden bahsetmiş miydim? Lütfen bir kere daha bahsedeyim çünkü bir pazar günü sakin sakin oturmak isteyen beni çok mutlu etti çalan müzik.
  


Daha önce oyundan önce girdiğim için cafeye kahve içmiştim. Bu sefer akşam üzeri olduğundan yemek yemek istedik, çok fazla seçenek olmasa da yeterli sayılabilir. Bu gibi bir yerden asıl beklentim gurme lezzetler olmadığından beklentimi karşıladı, ancak kahve ve tatlılarının oldukça güzel olduğunu eklemeden geçemeyeceğim.



Çıkarken çektiğim bir fotoğrafla size Oyun Atölyesi'ndeki oyunlara göz atmanızı da şiddetle tavsiye ediyorum :) Tam kareye dahil olamasa da sağdaki Kim Korkar Hain Kurttan mesela ve ben izlerken çok keyif almıştım!



Herkese güzel bir hafta diliyorum!
XOXO
GİZEM

Anında iletişim için beni instagramda bulabilirsiniz :)
http://instagram.com/gizeemkose

19 Şubat 2014 Çarşamba

Her Şey Değişir- Mi?

Dün İstanbul'a hakim olan sis, koca şehri bir film setine çevirmişti. Bazı manzaralara ciddi şekilde hayran oldum. Sonsuzluğa uzanan yol gibi sular, geceyi delen bulutumsu katmanlar, içinden geçilecek gibi duran beyazlıklar gördüm, aslında sisi biraz sevdim! Bu yazıya da dün çektiğim fotoğraflar eşlik etsin o halde, sis eskiye gitmeye uygun bir hava! :)


Eski belgeler içinde kendimi kaybettiğim çok olur. Bazen bir anı, sırf eski olduğu için daha güzel gelir insana, aslında anıyı değil de geçmişin tozunu özlediğini fark etmez bile insan. Ben de bugün eski bir belgeyi aramak için bilgisayarımın klasörleri arasıdna dolaşırken, bir girdim çıkamadım :) 2009'da yaptığım bir ödev için (bu arada lisansta ne güzel ödevler yapmışız, kendimizi de tanıyabileceğimiz çok güzel seçmeli derslerimiz varmış) yazdığım yazıyı okurken fark ettim ki o zamandan bu zamana aslında çok şey değişmiş ama hiçbir şey de değişmemiş aynı zamanda.

"Kendimi de anlatabilmek için insanları anlamak istedim. Başkasının ne hissettiğinin karşısındakinin umrunda olmamasıydı asıl tehlike, kırıcı olmak ve bu yüzden hiçbir ceza bulmamak. Ben bilinci öğrenmek istedim, bilinçaltıyla anlaşmak istedim."




 XOXO
GİZEM





23 Aralık 2013 Pazartesi

Haftasonu Rotası: Kuzguncuk

Ne kadar gezilirse gezilsin yine de bitmeyen bir şehir İstanbul. Her seferinde yeni bir sahne sergiliyor bize bu şehir. Güne öncelikle deniz havası alarak başlayabiliyoruz burada, sonrasında aklımızdan geçen yere gitmek için hazırlanıyoruz. "Gözlendiğinde, zaman hızlı ilerlemez. Gözetim altında tutulduğunu hisseder.Ama zaman, bizim dalgınlıklarımızdan yararlanır, belki de iki zaman vardır, gözlenilen zaman ve bizi değiştiren zaman..." demişler ya, aslında zamanı ne gözetim altında tutmak mümkün, ne de geri alabilmek...En güzeli, bulunduğun yerde en güzelini yaşamaya çalışmak :) Zaman hızla akarken, içine ne sığdırdığımız önemli olan.



Bu seferki sürprizini bize Kuzguncuk'ta yapmasına izin verdik bu hafta sonu İstanbul'un :) Gerçekten de hediye paketine sarılı gibi evler karşıladı bizi. Nereye gidersem gideyim evleri, boyaları, mimariyi incelemeyi çok seviyorum. Hele ki tarihi dokunuşlar varsa, değmeyin keyfime. O kadar güzel evler var ki, hangisini detaylı inceleyeceğimizi şaşırıyoruz, rengarenk bir macerada buluyoruz kendimizi...



Aslında ben birkaç yıl Anadoluhisarı'na sürekli gittim, ama nedense Kuzguncuk'a yeterli zamanı ayırmamıştım, artık sevdiğim mekanlardan biri oldu. Kuzguncuk civarında hoş vakit geçirilebilecek pek çok yer var, tesadüfi olarak gitseniz dahi gözünüzün iliştiği herhangi bir yer sizi yanıltmayacaktır. Biz o günlük Sitare'ye oturduk. Mekan, dekorasyon çok güzeldi. Her yere olduğu gibi Sitare'ye de bir yılbaşı havası hakimdi. Eskiye gitmek ne kadar da iyi geliyor insana, yaşadıklarına pastel bir his katıyor...



Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırmışız, umarım hepimiz en güzel hatıraları istediğimiz hızda yaşarız :)

XOXO
Gizem
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...