12 Aralık 2021 Pazar

Poh Poh Perisi

 ...ve uykumda bir yol gördüm

hiç gitmemişsin ki güya

yolun başında sen vardın

rüya içinde rüya.


Dün gece yine kaçmak istediğim rüyalardan birini gördüm. Gündüz düşlerimde kaçtıklarımdan gece kaçamamanın ağırlığı ile yüzleştiğim bu gecelerde, uç uça eklenmiş ince iplerde yürüyorum. Hiç kalmadı ilgi deliliğim, pos poh perileri zaten yok. Bu aralar çok midem bulanıyor, mideme bastırıyorum, aslında belli bir şey yok. Geçen yıl, hastalığımın geçmediğini öğrenince yaşadığım gibi değil yani hayat, belirsiz evet ama o kadar mutsuz değil. Hastalığım aynı ama ben alıştım. Önceden dünyaları yıkacağım şeye alıştım. Alıştığımı sandığım ama alışmadığım şeyler de var, bir kısım bulantım da buradan kesin.

8 Aralık 2021 Çarşamba

Bütün Vedalarım

Bu garip bir veda olacak,

Çünkü aslında hep içimdesin.

Ne kadar uzağa gitsem de

Gittiğim her yerde benimlesin.


Tüm vedalarım böyle benim, içimde bir sürü cam kırığıyla yaşıyor gibiyim, hiçbir şey tamamen süpürülmüyor. B12 vitamini fazlalığı olduğunu düşünüyorum bana, hafıza bazen lanettir.

7 Aralık 2021 Salı

Herkes Koşuyor

 Dünyada sonsuz bir yarış var. Herkes daha iyisine doğru koşuyor. Ben bir yerden sonra nereye koştuğuma bakmayı bıraktım. Bakınca saçma geliyor, koşmuyorsun çünkü. Bugün olanları söyleyeyim: migren krizi. Zaten yılın çoğu zamanı ya migrenim tutar ya uykumu alamam ya bir şey olur. Akşam da ütü yaptım, dizi açtım ütü yaparken, c vitamini içmeye çalıştım tadını sevmedim, ben kara mürver seviyorum.

Sonra makyaj malzemelerimi toparlamak istedim, çoğunu kullanmıyorum, bir sürü şey almışım mutlu olmak için, ama hiç olamamışım, yüzüme yüzüme çarptı sanki.






29 Kasım 2021 Pazartesi

Buraya Otomatik Girebildiğime Çok Şaşkınım

Yatarken ne yaparsınız, ya da nasıl uykuya dalarsınız? Ben genelde bilgisayarımla yatarım. 30 kere izlediğim Friends eşliğinde uyuyakalırım. Daha yeni Seinfeld'i bitirdim. Bir Friends tabii ki değildi ama izledim. Zamanla alıştım. Her zamanla alıştığım gibi bitince bir boşluk oldu.


Bir raporu yazmayı bitirdim şimdi, çok gözümde büyüyen bir şeydi ve asla yapamayacağım sanmıştım. Yattım youtube'u açtım. Kedim su içiyor. Sürekli bir şeylerin (genelde mutfak ve kütüphane ) sesini dinlediğim kanal çıktı ana sayfada. "To you who are doing their best everywhere"  koyup beach kenarı ambiyansı koymuş, iyi hissettirmek maksadıyla. Tabii ben dedim benim yanmamam gerek, hem de başıma güneş geçer. Benim için geçerli değil.

Bugün çok uykum vardı, ama şimdi yok. Kedim ayağıma geldi. Küçücük koltuktayım. Belki daha önce yüz defa izlediğim şeylerden birini açar uyurum.

İyi geceler.



28 Kasım 2021 Pazar

Onca Zamanın Ardından

Merhaba. Çok uzun zaman oldu buraya yazmayalı. Çokça değişim oldu. İyi olan oldu, kötü olan oldu. Bilmiyorum. Buranın aklıma gelme sebebini söyleyeyim (aslında böyle düz cümleler yazmam, ama sadece içimden geldiği gibi yazıp edebi olmamak istiyorum): demin lisans ve doktora mezuniyetimde aynı elbiseyi giydiğimi fark ettim. Lisans mezuniyetimden elimde hiçbir fotoğrafım olmadığı için (hatta bazen, lisans yıllarımın yerini dev bir boşluk aldığından) bu blogda belki vardır diye girdim.

 Lisans ve doktora mezunu arasındaki Gizem arasında o kadar çok fark var ki, hatta en son yazdığım zamanla bile. Artık öğrenci değilim. Neredeyse doğduğumdan beri sürdürdüğüm öğrencilik hayatım bitti. Herkesin lisanstan sonra atıldığı hayata yeni atılmış gibi hissediyorum. Çalışma açısından değil, 8 senedir çalışıyorum, ama öğrenciydim de bir yandan işte. Şimdi öğrenci kartım yok. Öğrenci indirimlerim yok. Öğrenciliğimle birlikte bıraktığım pek çok şeyim yok. Neyin var derseniz, diplomam var, doktora. Doktor oldum artık. Tıp doktoru değil, yanlış anlamayın. Pek çok yayınım oldu. Pek çok yazım oldu. Binlerce anım oldu. Feda ettiklerim oldu, elde ettiklerim oldu. 

Şuanda kendi evimde, bana uygun az aydınlatmalı aynı zamanda oturma odası olan çalışma yerimde, masamda balkabaklı mumumla yazıyorum bunları. İstediğim bazı şeyler oldu, ama kaybedip yerine koyamadıklarım da var. Hayatım bir acı içinde değil, ama saf mutluluk da yok. "Gelsin hayat bildiği gibi" modundayım çok uzun zamandır. Kendi dersim oldu, inanır mısınız, öğrencilerim var, enerji veriyorlar bana. Gıda takviyeleri de alıyorum tabii. Yakın arkadaşlarım oldu, hep bu konuda zorlanmıştım, bir özel günüm olsa kimi çağırırım bilemiyordum, şimdi var çağırabileceklerim, sağolsunlar. Kötü zamanlarımda yanımda durdular. İyi zamanlarımda yol gösterdiler. Bir kedim oldu, dışarda buldum, donmuştu, bana sarıldı, bırakmadım. Neden yazı yazarken ağlayasım geliyor bilmiyorum. Ağlamak istemiyorum, o yüzden gidiyorum. İyi akşamlar.

17 Haziran 2016 Cuma

Aa Bu Rujdan Bende Varmış

Ne zaman ruj canavarı oldum bilmiyorum ama, eve gelip aynı tonda rujlarım olduğunu görmem çok olduğunda, ruj almaya bir ara vermeye karar vermiştm. Aslında bunun bir nedeni genelde aynı ton rujları sevmem ama daha önemli bir nedeni drugstore'da satılan rujları hijyenik şartlardan denemeden almam. Kabında güzel durup sonra evde deneyim hiç beğenmediğim birkaç rujum da var, kullanılmadan duruyorlar.

Golden Rose velvet matte rujları genel olarak seviyorum ancak artık yeni renklerini almayacaktım. Sürekli de 01 numarası gündeme gelip duruyordu, onu da alsam ya deyip duruyordum içimden. Geçenlerde Gratis'te bu mini boyları görünce merakımı gidermek için güzel bir yol deyip aldım 2,5 TL olan bu mini rujlardan 01 numarasını. Şunu söylemeliyim ki gerçekten mini hatta baya mini, sanırım 3-4 kere kullandım ve bitti. Sadece renk denemek için alınabilir.

01 numarayı beğendim aslında ama tam boyunu almama gerek olan bir renk değilmiş. Bu arada sürünce bir şeye benzettim ne derken bir başka gün sürdüğüm maybelline ruja çok benzediğini fark ettim. Yanındaki rruj maybelline mat rujlardan nude embrance (çok güzel kokuyor!). Tıpatıp benzemeseler de, birine sahip olanın diğerini almasına gerek yok bence. Neyse zaten elimdeki 01 bitti hemen :)

Herkese mutlu haftasonları şimdiden!

XOXO
GİZEM

instagram: gizemspace
snapchat: gizminnie

4 Şubat 2016 Perşembe

Bir Yerden Sonra Okumayı Bırakanlar İçin Bir Genç Kızın Gizli Defteri



serra lisede şişman ve kendini beğenmeyen bir kızdır. bir de annesiyle babasının boşanması hadisesiyle iyice manyaklaşmıştır. ancak çeşme'de geçirdiği yazdan sonra serra için değişim başlamıştır! ilk kez aşık olan serra (adam 1: cüneyt) saçlarına perma yaptırır gözlüğü atar. beğendiği atasayı bile siler. yakın arkadaşı ayşegül falan vardı bir de sıska filizi hiç sevmezdi. 


daha sonra annesinin işi sebebiyle ankara'dan istanbul'a taşınırlar. taşındıkları yeri de normal ev zannetmeyin. bahçesinde kiraz ağacı olan ahşap mahşap alengirli bir ev. işte lisede kötü kızlar buna kötülük yapar iyi kızlar arkadaşları olur sonra. serranın notlarını aylin ya da simten'den birinin köpeği yemişti. lisedeki iyi arkadaşlarıyla hep görüşür. ancak bu arkadaşlar bölüm seçmediler herhaldeki kimisi mimar kimisi turizmci kimisi doktor falan oldu. kısmet. bu arada bir turizm acentasında lisede çalışan serra ekonomi ile turizm arasında bırakılmasına rağmen tabii ki turizmi seçer. annesinin bıraktığı ekonomi haberlerini okurken içi geçiyordur...

serra günlüğünü yazmayı bile bıraktığı, inanılmaz çalıştığı bir hazırlık dönemi sonrası bilkent burssuz turizmi kazanır. serracığım harikasın. sonradan bursu aldı ama. burada yeni baştan ev döşeme üniversite hayatı falan anlatılır. tbaii yine kötü insanlarla baştan arkadaşlık kurar. bu kötülerden biri ikinci sevgilisi oktay'ın eski sevgilisi betül, diğeriyse alev. bu arada evi de liseden arkadaşı mimarlık okuyan dilek'le tutmuşlardı. dilek de ankara'da tanıştığı ulaş'la evlendi sonra. 

okul bitmeye yakın oktay'la serra kavgalar bir şeyler limoniydiler. bu esnada babaannesinin tanıdığının çocuğu özgür girer hikayeye. baloya onla giderler. serra ankara'yı bırakıp istanbul'a döner. oktay da hatasını anlar (ya ne olacaktı) istanbul'a gelir. nişanlanırlar.

gel zaman git zaman tüm arkadaşlar evlenir. oktay'la serra bayadır nişanlıdır. işte ne hikmetse serra oktay'la uyumlu olmadıklarını bu aşamada fark eder. uzatmayayım, ayrılırlar. serra çok kısa süre içinde yeniden birdenbire ortaya çıkan özgür'le evlenir. çok mutludur. bir kızları olur ismi selin. sonra selin büyür o da günlük tutar.


bu arada yazıdan kitapları sevmediğim anlamı çıkmasın. hala daha her çıkan kitabını alır büyük bi merakla okurum. bir şekilde büyüledi beni bu kitaplar. bu kitaplar benim çocukluğum ya. Ama yeni kitaplarda Serra daha çok konuşsun, Selin sıkıcı geliyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...