17 Ocak 2015 Cumartesi

Her Kelimenin Anlamı Başkadır Bir Öncekinden

Hafıza iyi bir şey midir sizce her zaman? :) Çok gereksiz şeyleri hatırlayıp, çok önemlileri geri plana iten zihninize kırgınlığınızı hatırlamanız için biraz sizi yalnız bırakıyorum.

*Fotoğraf: yine koşturduğum günlerden birinde, okulda kahve molası

Hah geri geldim. Aslında sadece bir dönem beraber okuyup, sonra Fransaya dönen, ama en sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan -arkadaşlık mesafeyle ya da fiziksel yakınlıkla ilgili değil kesinlikle- Zehra geldi İstanbul'a. Arada onu gördüm, ne kadar uzak olsak da biz hep yazılarımızla mesajlarımızla birbirimizin yanındaydık, hele ki bu süreçte bana başkasından rica bile edemeyeceğim iyiliklerde bulundu. Böyle insanları sevelim yüceltelim, biliyorsunuz artık çok yok :)

*fotoğraf: Zehrosumun hediyeleri



 Bu aralar ne yapıyorum/ ne yapmalıyım?

 *Masama bakıyorum. Oldukça dağılmış ki ben dağınıklık sevmem masa dağınıksa zihnim de dağınık gibi olur. Ama toplamıyorum bi şey bekliyorum sanki. Watsons mini mendilleri görüyorum. Aslında çok sevimli ama kapağı açılıyor çantada hijyenik değil. Bir daha alır mıyım diye düşünüyorum. Kararsızım.
 *Her taraf el kremi ve dudak nemlendiricisi dolu.
 *Paşabahçe'den aldığım ev şeklinde mumluğa bakıyorum gerçekten çok tatlı. Bir defa mum yakarak kullandım boşa almadığımı kendime ispatladım iyi oldu. :)
 *Bu hafta artık 2 aydır!! ertelediğim diş tedavime başlamam lazım. Yok hayır, ben normalin aksine dişçiden korkmam, hakikaten denk gelemedim. Hayatımda önce kendimi erteliyorum da ondan. Yanlış.
 *Bir belge bekliyorum. Bu hafta çıksın artık! Bunun peşine düşeceğim.

Herkese selam, görüşmek üzere!
Gizem

11 Kasım 2014 Salı

Uykudan Önce

Bu başlığı yazınca aklıma hemen "Uykudan Önce Masallar" diye bir cümle geldi. Onu "Türk Lokumuyla Tatlı Rüyalar" izledi. Sanırım sabahın erken saatlerinde beynim birbiriyle bir kelime ile olsa bile ilişkili bulduğu her şeyi doğrudan yolluyor :)


 Bilgisayarı açınca ilk ne var ne yok diye bakınırım. O bakınma sırasında Harvard Business Review'da günün son on dakikasını nasıl harcamalı üzerine bir yazı gördüm. Tesadüf bu ya, ben de son zamanlarda bir bir uyku öncesi ritüeli geliştirmiş biri olmuştum, bakayım onlar ne yazmış merak ettim açıkcası :) Hatta dün akşam bed time essentials diye instagramda şu fotoğrafı yayınlamıştım, üstüne geldi bu yazı.



Nasıl şeker değil mi kuzum? Önceden bu maskeleri gereksiz bulurdum, şimdiyse baya faydasını gördüğümü düşünüyorum. Papatya çayımı içip, kendimi tatilde hissettirdiği için hindistancevizi sütünü de sıkıp bunu gözüme geçiriveriyorum. Gelelim HBR önerilerine;


 *Sizi mutlu eden bir şey okuyun.

 Çok iyi çok güzel de, ben kitapla uykusu gelmeyenlerdenim. Kitabı bitirip hala uykumun gelmediği çok olmuştur.

*Isıyı düşürün. Daha düşük sıcaklık uyuyakalmanıza yardımcı olur.

Evet tabii ben düşük sıcaklıkta üşüyorum üşüyorum evet şuan daha çok üşüyorum diye düşünüp durmazsam.

*Mavi ışıktan kaçının.

Pekala kaçınırım, zaten doğduğumdan beri odamda mavi ışık görmedim, bu kolay oldu.

*Spa benzeri bir ortam yaratın.

Spa benzeri? Palmolive Thermal Spamı başucuma koyabilirim sanırım? :D

*Şükran gösteren bir not yazın.

Yazdığınız notların yatağın altına kaçmamasına dikkat edin ama.

*Meditasyon yapın.

Evet yapabiliyorsanız tabii ki.

*Sessiz bir yürüyüşe çıkın.

Gece vakti çıkacağım yürüyüş eminim çok sessiz olacaktır da, ben o saatteki sıradan çinko karbon pil enerjimle bunda biraz (tamam çok) zorlanırım gibi geliyor.


Eveeet, herkese iyi uykular güzel günler!!

XOXO
GİZEM



10 Ağustos 2014 Pazar

Kadıköy'de Hoş Bir Mekan: Antre Cafe Oyun Atölyesi

Merhaba,

Bugün İstanbul yine oldukça kalabalık bir gün yaşıyordu. Bense doğduğumdan beri İstanbul'da yaşamama rağmen her defasında buna şaşıran bir insan olarak, bugün ne yapsam da kalabalıktan kaçsam diye düşünüyordum. Nihayetinde aklımıza daha önce birkaç kere tiyatroya gittiğim, oyun başlamadan önce de oturup soluklanırken çok beğendiğim bir yer olan  Antre Cafe geldi.


Başka şey dileseymişim olacakmış gibi, Antre cafe neredeyse boştu, bu da dekorasyonu çalan şahane müzikler eşliğinde gönlümce izleme fırsatı sundu bana. Bence diğer cafelere nazaran bu sakinliğini girişinin Oyun Atölyesi olmasına borçlu, zira bilmeyen birisi içeride cafe olduğunu zor fark edebilir. Genelde de oyun izlemeye gelenler uğruyor zaten cafeye. Bir parça doğayı hissedebildiğimiz her mekana sarmaşık gibi sarıldığım gibi, burayı da notalarla birlikte içime çektim.




Niçin hala her ayna gördüğümde aklıma Aşk-ı Memnu'daki Bihter geliyor bilmiyorum ama aynalara karşı da özel bir sevgim olduğu bir gerçek. Hele o ayna böyle nostaljik ve de bir de üstüne ahşapsa.. Dekorasyonu harika tamamlamış. Müziklerden bahsetmiş miydim? Lütfen bir kere daha bahsedeyim çünkü bir pazar günü sakin sakin oturmak isteyen beni çok mutlu etti çalan müzik.
  


Daha önce oyundan önce girdiğim için cafeye kahve içmiştim. Bu sefer akşam üzeri olduğundan yemek yemek istedik, çok fazla seçenek olmasa da yeterli sayılabilir. Bu gibi bir yerden asıl beklentim gurme lezzetler olmadığından beklentimi karşıladı, ancak kahve ve tatlılarının oldukça güzel olduğunu eklemeden geçemeyeceğim.



Çıkarken çektiğim bir fotoğrafla size Oyun Atölyesi'ndeki oyunlara göz atmanızı da şiddetle tavsiye ediyorum :) Tam kareye dahil olamasa da sağdaki Kim Korkar Hain Kurttan mesela ve ben izlerken çok keyif almıştım!



Herkese güzel bir hafta diliyorum!
XOXO
GİZEM

Anında iletişim için beni instagramda bulabilirsiniz :)
http://instagram.com/gizeemkose

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Gratis Bayram İndirimi Alışverişim

Merhabalar,

Malumunuz bayram tatiline giriş yapmış durumdayız. Henüz eve gelmişken Gratis bayram indiriminden aldıklarımı yazayım dedim. Çok bir şey değil ama almayı gerçekten isteyip hedefleyerek gidip aldığım şeyler olduğundan paylaşmak istedim. Bu şekilde hedeflemeden gidince çok fazla alakasız şeyler alıp çıkıyorum o yüzden bu amacına uygun satın alma işi iyi oldu. Sadece bir şeyde hedeften saptım ama onun da sebebini aşağıda söyleyeceğim :)


Bu torbayı ücretsiz verdiler, şimdi de içine bakalım..


The Balm'da yüzde elli indirim vardı, ben de vakit bu vakittir deyip put a lid on it eye primer ile mary lou manizer aydınlatıcıyı aldım The Balm'dan. The Balm'ın ambalajları ayrı bir konu zaten, çok şirin ve doğrudan kendine çekiyor. Kozmetikte özellikle ambalaja göre satın almanın çok fazla olduğunu düşünürsek, başarılı tasarımlarıyla insanların gönlüne taht kurmasına şaşırmamak gerek. Göz bazı 15 lira civarına, aydınlatıcı ise 25 lira civarına düşmüştü. İyi bir alışveriş oldu sanki, ne dersiniz? :) Ruj ise rengini beğendiğim Maybelline wooden brown, bunu da zaten almak istiyordum ve notlar kısmına kaydetmiştim.


Eveet sıra geliyor hedefimde olmamasına rağmen aldığım ürüne. Toni&Guy deniz tuzu spreyinden öyle memnunum ki, hem evde hem işte bir şişe tutuyorum. Yaz aylarında hiiç uygulayamıyorum ısı saçıma, sabredemiyorum. Bu durumda kurtarıcım bu sprey oluyor, ya da ben öyle sanmayı istiyorum çünkü gerçekten uğraşamıyorum yazın ısıyla :) Normalde yedeği de vardı ama Toni&Guy pek indirime girmez, girse de ikinci ürüne yüzde kırk gibi indirimler yapar, dolayısıyla doğrudan indirimde 25 lira olduğunu görünce (sanırım normalde 40 lira civarı) dayanamadım aldım. Hedefimden saptığım yegane nokta buydu ama haklıyım değil mi? :)

Bu günlük bu kadar, herkese güzel bir bayram diliyorum. Umarım tatil herkese iyi gelir. Sevgiler,
xoxo
GİZEM

p.s. instagramda görüşmek için adresim gizeemkose


23 Haziran 2014 Pazartesi

Caretta Caretta

Herkese merhaba! Umarım haftaya güzel bir başlangıç yapmışsınızdır ve tüm haftanın da öyle geçeceği umudu içinizde yeşermeye başlamıştır- aksini düşünmeyin, düşünmeyin hemen kaçın o düşünceden :)

İlk defa gittiğim Dalyan'ın samimi ve sıcak ortamı beni öyle sardı ki bundan sonra ilk düşüneceğim duraklardan olacağı kesin!



Dalyan'ın güzellikleri, göl kenarı, henüz bozulmamış sahil kasabası havası anlatılmakla bitmez ama, vurgulanması gereken en önemli şeylerden biri şüphesiz caretta carettaları ile meşhur İztuzu Plajı. Bu sevimli canlıları görmek insana pek iyi geliyor :) Ayrıca İztuzu Plajı'nda insan kendini Lost dizisinde gibi hissediyor.



Plajın hemen arkasında ise Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi var, burada caretta carettalar ile ilgili pek çok ek bilgi edindik, gördüğünüz bez çantayı da oradan aldım. Ayrıca caretta carettaları daha da yakından görmek isterseniz hemen göl kenarından tekne turuna çıkabilirsiniz.







Herkese güzel günler diliyorum,

GİZEM

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Esir Şehirde Bir Konak - Hayat Akan Bir Sudur

Daha önce blogda Ayşe Kulin'in Hayal isimli kitabından bahsetmiştim. Orada anlattığı kitaplarından biri olan Veda'yı da okumayı daha Hayal'i okurken kafama koymuştum. Sanırım bir yazarın bir kitabını sevince, onun başka kitaplarını okumak hoşuma gidiyor. Böylelikle farklı hikayelerde ama aynı dünyada geziniyor gibi oluyorum. Başlıkta kullandıklarım ise dört kitaplık bir serinin ilk iki kitabı Veda ve Umut'un uzun isimleri.

Hem Veda'yı hem Umut'u çok kısa sürede okudum. İki kitabı da pek sevdim, hem akıcı hem öğretici. Kitabı okurken yerleri ve isimleri not edip internetten büyük bir keyifle detaylı bilgiler elde ettim. Her zaman geçmişin tozlu sayfalarına yolculuk etmek bana iyi gelmiştir. Örneğin sıklıkla geçen Narmanlı Apartmanı ve Ankara'daki evi araştırırken, sanki o zamana döndüm, sokakların köşe başlarında kendimi gördüm.


Bu arada Veda'nın dizisi de yayınlanmış. Aslında diziyi gördüğümü hatırlıyorum ama yayındayken izlememiştim, çabucak da kalkmış yayından. Ben Veda'yı okuduktan sonra zaten az sayıda olan bölümü de buldum izledim, kitapla birebir olmasa da okurken gözümde canlandırdığım görüntülerin gerçek halini görmek güzeldi.


Veda'nın bitişinden itibaren başlayan Umut'un başında, soy ağaçları yer alıyor. Ayşe Kulin'in hem annesinin hem babasının soy ağacını görebiliyoruz ve romanı okurken kim kimdi dönüp buradan da bakabiliyoruz. Gerçeğe yatkın olması kitaba bağlanmayı kolaylaştırıyor. 

Ben en kısa sürede serinin devamı olan iki kitabı da alıp bir başka yolculuğa çıkacağım. Görüşürüz...

GİZEM

Instagram: gizeemkose

18 Nisan 2014 Cuma

Bu Kez Bir Kitap: Ayşe Kulin/ Hayal

Aslında pek çok kitap okuyorum, şimdi diğer kitaplardan bahsetmeyip sadece bundan bahsedersem olur mu ki dedim bu yazıyı yazmadan önce ama, sonra içimden ne paylaşmak geçerse o an hangisi uygunsa onu yapayım dedim, bakarsınız diğer kitapları da anlatırım sonra..Gerçi zaman zaman aralarda kitaplarda geçen bazı sözleri paylaşıyorum, haksızlık sayılmaz onlara da..:)



Geçtiğimiz ay geceyarısı bir sancıyla uyandım, sonra da uyuyamadım. Sabahı zor ettim, neden kaynaklı olduğu belli olmayan bir şekilde sancı içindeydim. O kadar fenaydım ki kalkıp doktora gidecek gücüm yoktu, beni doktora götürmek isteyenleri de kalkamayacağımı söyleyerek geri püskürtüyordum. Hatta hasta olunca doktora gitmek ne saçma, hasta olduğum için kalkıp gidemiyorum ki zaten diye düşündüğümü hatırlıyorum :) Neyse sonra bir şekilde gittim, serum yedim, bu aralarda sürekli kitap okudum, zaman geçmesi iyi geliyordu. O sebeple hemen bitti kitap. Ama hakkını yememek gerekir demek ki sürükleyiciymiş de.

Ayşe Kulin bu kitabında yazar olma hikayesini, kitaplarını nasıl yazdığını, yazarken nelerle karşılaştığını anlatıyor. Oldum olası geçmişe meraklıyımdır, kişilerin, şehirlerin, her şeyin geçmişini kurcalarım. Sanıyorum biraz da bu sebeple hoşuma gitti kitap, bilmediğim bazı isimleri de internetten araştırdım, yani hem eğlendim hem öğrendim. Ama bir ilginç şey var ki, ben normalde hep çok hoşuma giden cümleleri not alırım oraya buraya, bu kitapta hiç almamışım, tabii okuduğum şartlarla da ilgili olabilir.

Kulin aynı zamanda bu kitapta diğer kitaplarının içeriklerini de anlattığından, diğer kitaplara da ister istemez yönleniyorsunuz. Ben mesela hep duyduğum ama almaya özel bir istek duymadığım Veda'yı aldım hemen ardından, şu an onu okuyorum.


Herkese güzel haftasonları diliyorum,
Sevgiler
GİZEM


*Anında iletişim için beni instagramda gizeemkose olarak bulabilirsiniz :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...