11 Nisan 2014 Cuma

Kozmetik Ekseninde Alışveriş Üzerine Söylemler

Herkese güzel bir cuma gününden merhaba!

Sanırım artık şampuanını bile internetten alan bir online alışveriş kurduyum. Hatta son zamanlarda bir alışveriş merkezinden aldığım şeyi beğenmeyince değiştirmenin online şekilde aldığım şeyi geri yollamaktan daha zor gelmeye başladığını itiraf etmeliyim. Giy çıkar, dene, kalabalığa maruz kal, zaten gidip fiziksel olarak dokunduğun şeye bile sağlıklı karar veremiyorsun. Bu bakımdan yaşasın online alışveriş diyorum. Yaşasın alışveriş dediğime bakmayın,son günlerde aşırı tüketim, aşırı alışveriş, gereksiz alışveriş gibi kavramlar üzerine çok fazla düşünüyorum ve alınan çoğu şeyin mutluluk değil fazlalık getirdiğini düşünmeye başladım. Dolayısıyla elimdeki kozmetikler bitene, çok bayıldığım bir şey görene kadar kozmetik ve tekstil diyetindeyim diyebiliriz :)



Pek bir yerde bulamadığım Burts Bees ürünlerini Trendyol'da görünce hemen atmıştım sepete. Özellikle hem nemlendirici hem ruj gibi olan Burts Bees tinted lip balmı çok merak ediyordum ve hiç bir yerde bulamıyordum. Cilde aydınlık veren temizleyicisi ise yine denemek istediğim bir üründü. Fakat henüz sıra gelmediğinden daha açmadım bile onu :) Brilliant Brunette daha önce kullanmadığım bir şampuandı ama ona da bir bakmak istiyordum.


Şampuanı tüm banyo ürünleriyle birlikte çekmişim sonra tekrar :) Öncelikle söylemem gerekir ki kokusu bir harika ve kahverengi ambalajıyla birleşince kendisini yeme isteğime zor engel oluyorum. Şimdilik memnunum tekrar alırım gibi duruyor ama bir de John Frieda Sheer Blonde şampuanı denemek istiyorum. O daha ışık veriyormuş diyorlar. Bu arada fotoğrafta gördüğünüz diğer ürünler de favorilerim.


Burts Bees tinted lip balmı ise yine bu aralar en çok memnun olduğum Dove gece el kremi ile çekmişim. Kremi gece yatmadan sürüyorum sabah ellerim yumuşacık oluyor, ben bu hisse bayılıyorum :) Tinted lip balm ise muhteşem. Hem nemlendiriyor hem de çok hoş ve sıradan renkli dudak nemlendiricilere göre baya iyi ve kalıcı renk veriyor.


Herkese güzel bir haftasonu diliyorum,
Sevgiler
Gizem


Daha anında iletişim için beni instagramda @gizeemkose olarak bulabilirsiniz :)

15 Mart 2014 Cumartesi

Yelkovan Kuşlarının Peşi Sıra

Günlük yaşamda halletmeye çalıştığımız bir sürü şey olsa da, oradan oraya kelebek gibi uçup dursak da, arada durup bir kendine gelmek gerek. Ekim ayında bir şey oldu ve ben hayata bakış açımı, kendimi değiştirmek istedim. Duyduğum üzüntülerin, yaşadığım sevinçlerin, bir şeylerin ne kadar anlamsız olduğunu gösterdi o olay bana. Ondan sonra başkalaşmaya başladım, en azından denedim. Ve dün, kendisi bunun benim için ne anlama geldiğini bilmeden, ilk kez yüzyüze görüştüğüm biri bana şunu dedi: "daha önce görüşmedik ama telefondan falan biliyorum, ne kadar pozitif bir havan var!"  İnsan değişir mi demeyin, hem de çok değişir ve bu yazıyı yazarken, ufacık bir şeyin ne anlama geldiğini düşünerek çok içten bir şekilde gülümser :)




   *Fotoğraflar Heybeliada'dan

Bir de, birazdan çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir şeyi gerçekleştireceğim. Bir minicik kız çocuğu bak duruyor orada hala anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa diye bir şarkı vardı ya, şöyle de güzel bir şekilde devam ederdi,

Artık beni asla yaralayamaz hayat eğer istemezsem

Hiç yaralanmadığımız, minik içsel savaşçılar olduğumuz güzel günlere! :)
İyi haftasonları, çokça sevgiler..

GİZEM
See you at instagram: gizeemkose


4 Mart 2014 Salı

Watsons Alışverişi

Watsons durdukça bir şeyleri daha sepete atabileceğiniz bir yer malumunuz...Ben de sadece pamukları almak için girip, çabucak birkaç şeyi daha atmışım sepete :)


*L'Oréal Skin Perfection BB Krem: Zaten BB krem kullanıyorum, bu tür kremleri kullanmayı seven biri olduğumu söyleyebilirim ama başka bir markayı kullanıyordum. Bu seriyi de çok yerde görünce, bir kere de bunu denemek istedim. Elimdeki henüz bitmediği için kullanmadım daha, ama okuduğum yorumlar hep olumluydu, bakalım eskisinin yerini alacak mı? BB Savaşları :)) Gerçi şimdi CC krem çıkmış, ama ben bir süre BB ile devam ederim gibi geliyor.

*Rimmel London Stay Matte: Bu da yine denemek istediğim bir üründü. Fiyat performans oranının oldukça yüksek olduğunu okumuştum, bir haftalık kullanım sonrasında ben de bu görüşe katıldığımı söyleyebilirim. Renksizini aldım ben, sadece matlaştırıyor, yine de bazen tek başına bu pudrayı sürüyorum, oldukça memnunum kendisinden şimdilik. 

*Brush Set/ Fırça Seti: Aslında benim Avusturya'dan aldığım çok güzel fırçalarım vardı :( Ama dışarda bir yerde makyaj yaparken yere düştüler. Ben de yıkadım sonra evde ama bir türlü emin olamadım temizliğinden. O sebeple bu fırçaları aldım minik çantalarıyla birlikte şimdilik kullanıyorum.

*Toni & Guy Sea Salt Spray: Bu ürünün sadık bir kullanıcısıyım! Fiyatını da hak ettiğini düşünüyorum. Çok hafif dalgalar vermesi ve bunu yaparken herhangi bir yapaylık katmaması, saçı ağırlaştırmaması çok hoşuma gidiyor. Aldım depoladım :) Küçüğü bazen yanımda taşıyorum.

*Pamuk: Her zaman aldığım pamuklar, çok sık bitiriyorum kendilerini. Küçük ve sevimli olduğunuz kadar da kullanışlısınız sevgili pamuklar!



Herkese iyi haftalar, sevgiler selamlar :)

XOXO
GİZEM

19 Şubat 2014 Çarşamba

Her Şey Değişir- Mi?

Dün İstanbul'a hakim olan sis, koca şehri bir film setine çevirmişti. Bazı manzaralara ciddi şekilde hayran oldum. Sonsuzluğa uzanan yol gibi sular, geceyi delen bulutumsu katmanlar, içinden geçilecek gibi duran beyazlıklar gördüm, aslında sisi biraz sevdim! Bu yazıya da dün çektiğim fotoğraflar eşlik etsin o halde, sis eskiye gitmeye uygun bir hava! :)


Eski belgeler içinde kendimi kaybettiğim çok olur. Bazen bir anı, sırf eski olduğu için daha güzel gelir insana, aslında anıyı değil de geçmişin tozunu özlediğini fark etmez bile insan. Ben de bugün eski bir belgeyi aramak için bilgisayarımın klasörleri arasıdna dolaşırken, bir girdim çıkamadım :) 2009'da yaptığım bir ödev için (bu arada lisansta ne güzel ödevler yapmışız, kendimizi de tanıyabileceğimiz çok güzel seçmeli derslerimiz varmış) yazdığım yazıyı okurken fark ettim ki o zamandan bu zamana aslında çok şey değişmiş ama hiçbir şey de değişmemiş aynı zamanda.

"Kendimi de anlatabilmek için insanları anlamak istedim. Başkasının ne hissettiğinin karşısındakinin umrunda olmamasıydı asıl tehlike, kırıcı olmak ve bu yüzden hiçbir ceza bulmamak. Ben bilinci öğrenmek istedim, bilinçaltıyla anlaşmak istedim."




 XOXO
GİZEM





28 Ocak 2014 Salı

Nerde Yesek? : Varka Antakya Lezzetleri

Uzun zamandır dışarıda yemek yediğimde içimde "hakkaten lezzetli" diye kıyıya vuran birtakım ses dalgaları yükselmiyordu! Taksim'de tam damak tadıma uygun, ciddi anlamda lezzetli, servisi bu kadar iyi bir yeri bir arkadaşımız (kod adı E)sayesinde bulduğumuza gayet memnunum dostlar. Taksim gibi çok seçeneğin olduğu ama benim gibi çok kalabalıktan boğulan biri için seçeneklerin aslında azaldığı bir yerde, gönlüme göre bir lezzet diyarı buldum, bırakmam! :)


İçeri girdik mi, o halde hemen gelsin güzellikler :)


Bu gidişimiz yeni yıl zamanıydı, ona göre dekore etmişler :) Tepsi kebabı ve mezeler harikaydı...Normalde çok sevmediğim halde humus sever oldum çıktım.


Bir başka gidişimizde yine tepsi kebabından vazgeçmedik ama bu kez diğer mezeleri de denemek adına meze tabağı aldık...Kekikli salatayı da denedik, çok farklı bir tadı var. Bir de üzerine enfes künefeyi yedikten sonra, İstiklal'i bir baştan bir başa yürümemize, oradan da Beşiktaş'a yürüyerek inmemize rağmen hala enerjimiz bitememişti :)

Herkese lezzetli haftalar, günler size en güzelini getirsin:)
XOXO
GİZEM

*instagramda da gizeemkose hesabım, oradan da görüşürüz ...

23 Aralık 2013 Pazartesi

Haftasonu Rotası: Kuzguncuk

Ne kadar gezilirse gezilsin yine de bitmeyen bir şehir İstanbul. Her seferinde yeni bir sahne sergiliyor bize bu şehir. Güne öncelikle deniz havası alarak başlayabiliyoruz burada, sonrasında aklımızdan geçen yere gitmek için hazırlanıyoruz. "Gözlendiğinde, zaman hızlı ilerlemez. Gözetim altında tutulduğunu hisseder.Ama zaman, bizim dalgınlıklarımızdan yararlanır, belki de iki zaman vardır, gözlenilen zaman ve bizi değiştiren zaman..." demişler ya, aslında zamanı ne gözetim altında tutmak mümkün, ne de geri alabilmek...En güzeli, bulunduğun yerde en güzelini yaşamaya çalışmak :) Zaman hızla akarken, içine ne sığdırdığımız önemli olan.



Bu seferki sürprizini bize Kuzguncuk'ta yapmasına izin verdik bu hafta sonu İstanbul'un :) Gerçekten de hediye paketine sarılı gibi evler karşıladı bizi. Nereye gidersem gideyim evleri, boyaları, mimariyi incelemeyi çok seviyorum. Hele ki tarihi dokunuşlar varsa, değmeyin keyfime. O kadar güzel evler var ki, hangisini detaylı inceleyeceğimizi şaşırıyoruz, rengarenk bir macerada buluyoruz kendimizi...



Aslında ben birkaç yıl Anadoluhisarı'na sürekli gittim, ama nedense Kuzguncuk'a yeterli zamanı ayırmamıştım, artık sevdiğim mekanlardan biri oldu. Kuzguncuk civarında hoş vakit geçirilebilecek pek çok yer var, tesadüfi olarak gitseniz dahi gözünüzün iliştiği herhangi bir yer sizi yanıltmayacaktır. Biz o günlük Sitare'ye oturduk. Mekan, dekorasyon çok güzeldi. Her yere olduğu gibi Sitare'ye de bir yılbaşı havası hakimdi. Eskiye gitmek ne kadar da iyi geliyor insana, yaşadıklarına pastel bir his katıyor...



Hatırlamak için yavaşlar, unutmak için hızlanırmışız, umarım hepimiz en güzel hatıraları istediğimiz hızda yaşarız :)

XOXO
Gizem

19 Aralık 2013 Perşembe

Yılbaşında Ne Yesek Ne İçsek?

Beklediği bir şey olması insanın hayatını biraz daha anlamlı kılıyor aslında. Bayram tatilini beklemek, yeni bir yılın gelişini beklemek, eve gelecek misafiri beklemek, kargo beklemek, hayal edilenlerin gerçekleşmesini beklemek hayatımıza ufak ışıltılar serpiyor. Biz de karanlık zamanlarda o ışıltıları heybemizden çıkarıp hayatımızın en ortasına koyuyoruz, "yeniden başlamak" için.

Yeni yıla gireceğimiz akşam eski yıla en güzel şekilde veda etmek, yeni yılı en umutlu şekilde başlamak için sofralarımızı hem ayrılığa, hem kavuşmaya yakışacak şekilde süslemek isteriz değil mi?


Soğuk havadan kurtulup kapıdan içeri girenlere bir sıcak çikolata ikramı çok iyi olur çok da güzel olur...



 Yılbaşının olmazsa olmazı ise zencefilli kurabiyeler, ister evde yapabilir isterseniz hazır alabilirsiniz, küçük marketler bile satmaya başladı bu küçük sevimli ama boylarından büyük tatları olan kurabiyeleri :)


Yılbaşında kırmızı, beyaz ve yeşilin üstünlüğü var :) Masamızı düzenlerken, evi süslerken bu renklere başrol verebiliriz...Çilek de kırmızı oluşuyla hemen yılbaşı soframızın tatlısına girmeye hak kazandı :) Çilek, krema, kek ve voila, hem konsepte uygun, hem şekerliğin kitabını yazan, hem de kolay olan tatlımız hazır!


Aaa fazla çilek almışım, ne yapsam derseniz en iyi arkadaşı çikolata hemen gelir...Kıpkırmızı parıldar yine sofrada...


Ana yemeğe herkesin damak tadına, kişi sayısına göre karar verilir :) Ben daha çok işin eğlence kısmına eğildim, bu da geriye sayım başlamadan önce ister oynayabileceğiniz, ister heyecanla ağzınıza atabileceğiniz, ister ikisini anı anda yapabileceğiniz şekerler! Yılbaşı gecesi elinizde kalan şişeleri de atmayıp bu şekilde değerlendirebilirsiniz :)

Pictures: weheartit

Enn önemlisi sofranızdan huzur, eğlence, mutluluk eksik olmasın!

XOXO
GİZEM

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...