20 Nisan 2022 Çarşamba

aynı nokta

 direndim, çabaladım ama yine aynı noktadayım.


ah! nasıl aynı? bir şey değişti. kendimden korkuyordum, değişikliğe gelemem diye, kendimi bastırdım. sanki bir şey değişmemiş gibi, ama ilerde de görmeyiz umarım.


hem değişsin hem değişmesin istiyorsun!

29 Mart 2022 Salı

Sartre'nin Bulantısı

 Mide bulantım ortada bir sebep olmamasına rağmen geçmiyor. Artık pilim bitti. Sürekli doldurduğum zamandan da, sebepsiz bulantılardan da çok sıkıldım. Kendimi bir saniye tutar mısınız diye birinin üzerine atasım var, ki yapmışlığım var. Zaman değişti. 

15 Mart 2022 Salı

Yolun Ortası Sonuna Benziyor

 Beni artık hiçbir şey tatmin etmiyor. Birisi içimde bir makas unutmuş da ben onla yaşamaya mahkum bırakılmışım gibi. Uzun bir mutsuzluk denizinde yüzüyorum. Çok büyük, ucu bucağı yok. Bir ihtiyacınız karşılanmadığında olduğunuz türden bir mutsuzluk. 

23 Ocak 2022 Pazar

     Ekşisözlükte en sevdiğim entryi arada kaybedip kaybedip tekrar buluyorum. Bu kez buraya kopyalamak istedim ki hiç kaybolmasın sadelisu'nun müthiş eseri. 


"sonra birgün, seni son gördüğüm yerde medikal açılmış, bense annesi hemşire olan bir adamla evlenme kararı almıştım. sağlık adına iyi gelişmeler. üzerimde son gördüğün t-shirt çoktan yer bezi oldu, topuklu siyah ayakkabılarımı daha o yaz, karadeniz'de bir dağın tepesinden fırlattım. amcam, iyileşti. sırası gelmemiş olan birkaç kişi öldü. sen, çoğaldın bir biçimde. demografi adına iyi gelişmeler. 

ben bu süre zarfında, elimi sayısız kez bir yerlere vurmuşumdur. yollarda trafik kazaları görmüş, yanından üzülerek geçmişimdir bence. geçenlerde polisi bile aradım, o sırada çok acildi, ama şimdi unuttum sebebini. bebekleri kokladım, onlara çok şey anlattım, ve çocuklarıma. düşen çocukların yaralarına korkmadan bakmaya alıştım. hayat, bir şeyler koyuyor tabağına, istemem diyemiyorsun. yaşıyorsun ne gelirse elinden. bana zimmetli ömür işte, bir yerine bir şey olsa benden sorarlar. yalan değil, biraz yaşlandım. ölürüm biraz, dünya adına iyi gelişmeler, yükü azalır.

saçlarımı sayısız kez boyattım. yeni elbiseler aldım bir sürü, hiçbirini bir kez bile görmedin. babam odama kocaman bir bambu aldı, onunla çok dertleştim. beni dinleyen odunlar arasında en iyisi oydu, inkar edemem. hiç üzmedi beni, hiç gittiğini bilmem. sanırım, ayakların olmaması bu gibi durumlarda iyidir. hasret adına iyi bir gelişmeler, hasret sabah erken kalkmak gibidir bence, insanın erteledikçe erteleyesi gelir. hayat; 5 dk daha, hasret için -hep- çok erken.

çok bayramlar oldu bu arada, ellerini öptüm insanların boynuna sarıldım. sarılmak hala gündemdeki öne çıkan eylemimdir. eylem demişken, taksim'e gittim. defalarca konsere indiğim sokaklarında, bağırdım, yürüdüm. inananların gözlerinde, güzel bir dünya gördüm. bence, oraya düşünmeden gidilir. bilet, çok kişiliktir, kişiliklidir. yaşasın bağzı şeyler.

dua ettim çok defa, hiç pişman değilim. evimden çok uzakta, yollarca yürüyüp bulduğum camilerde. biriyle iki kişilik fotoğrafım oldu inanmazsın, hiç ummazdım kendimden bunu. evinden gidince ben, sokak lambalarının söndüğünü iddia eden bir adamla. gözlerimi kapatınca gördüğüm. karanlığı bilirim. bilirsiniz. bazen yanındayken birinin, karanlıkta kalmamak için gözlerinizi kapatırsınız. anca, öyle aydınlık olur çünkü. aşk adına iyi gelişmeler. bazı sabahlar birinin yanında uyanınca siz, fırınınızdan sıcacık ekmekler çıkar, milyonlarca. mis. tahıl piyasası adına iyi gelişmeler. 

sonra, ben, birgün, unutmuştum her şeyi. hiç hatırlamadım. kendi adıma iyi gelişmeler. bence hayat, bunu herkese yapmak için fırsat kolluyor. bana inanın."


birinin görmeyeceği elbiseler almak. bu acı hissi bir tek ben hissederim sanıyordum.

7 Ocak 2022 Cuma

 Bu haftaya yaralanarak basladim. Bilgisayari kanatarak calismaya devam ettim. Yine kaldirimda agladim. Tuvalette agladim. Insan icinde hep gulumsedim. Iki toplanti yaptim. Tek basima yemek yedim bol bol, bir yandan is yaparken. Islerimi geciktirmedim. Hep oyleydi. hep oyle oldu. Bazen cok kotu haftalar geciriyorum. Sadece iki uc kisi biliyor. Onlari cok seviyorum. Neyse diyorum hep. Neyse. Kendimin disindayim gibi gulumsuyorum. 

Artik bir sey istemiyorum hayattan, “belli” bir sey istiyorum. 

24 Aralık 2021 Cuma

birden her şey saçma gelmeye başladı. bir şeyler satın almak için çalışmak falan.. her şeye ne gerek var demeye başladım bu gece. üstelik demin çalışıyordum şevkle. 

bir şeyi bulmak, yapmak ayrı şey, sürekliliğini sağlamak ayrı. geçmişte kolaylıkla sağlayabildiğim sürdürülebilirliklere şaşkınlıkla bakıyorum.


12 Aralık 2021 Pazar

Poh Poh Perisi

 ...ve uykumda bir yol gördüm

hiç gitmemişsin ki güya

yolun başında sen vardın

rüya içinde rüya.


Dün gece yine kaçmak istediğim rüyalardan birini gördüm. Gündüz düşlerimde kaçtıklarımdan gece kaçamamanın ağırlığı ile yüzleştiğim bu gecelerde, uç uça eklenmiş ince iplerde yürüyorum. Hiç kalmadı ilgi deliliğim, pos poh perileri zaten yok. Bu aralar çok midem bulanıyor, mideme bastırıyorum, aslında belli bir şey yok. Geçen yıl, hastalığımın geçmediğini öğrenince yaşadığım gibi değil yani hayat, belirsiz evet ama o kadar mutsuz değil. Hastalığım aynı ama ben alıştım. Önceden dünyaları yıkacağım şeye alıştım. Alıştığımı sandığım ama alışmadığım şeyler de var, bir kısım bulantım da buradan kesin.

8 Aralık 2021 Çarşamba

Bütün Vedalarım

Bu garip bir veda olacak,

Çünkü aslında hep içimdesin.

Ne kadar uzağa gitsem de

Gittiğim her yerde benimlesin.


Tüm vedalarım böyle benim, içimde bir sürü cam kırığıyla yaşıyor gibiyim, hiçbir şey tamamen süpürülmüyor. B12 vitamini fazlalığı olduğunu düşünüyorum bana, hafıza bazen lanettir.

7 Aralık 2021 Salı

Herkes Koşuyor

 Dünyada sonsuz bir yarış var. Herkes daha iyisine doğru koşuyor. Ben bir yerden sonra nereye koştuğuma bakmayı bıraktım. Bakınca saçma geliyor, koşmuyorsun çünkü. Bugün olanları söyleyeyim: migren krizi. Zaten yılın çoğu zamanı ya migrenim tutar ya uykumu alamam ya bir şey olur. Akşam da ütü yaptım, dizi açtım ütü yaparken, c vitamini içmeye çalıştım tadını sevmedim, ben kara mürver seviyorum.

Sonra makyaj malzemelerimi toparlamak istedim, çoğunu kullanmıyorum, bir sürü şey almışım mutlu olmak için, ama hiç olamamışım, yüzüme yüzüme çarptı sanki.






29 Kasım 2021 Pazartesi

Buraya Otomatik Girebildiğime Çok Şaşkınım

Yatarken ne yaparsınız, ya da nasıl uykuya dalarsınız? Ben genelde bilgisayarımla yatarım. 30 kere izlediğim Friends eşliğinde uyuyakalırım. Daha yeni Seinfeld'i bitirdim. Bir Friends tabii ki değildi ama izledim. Zamanla alıştım. Her zamanla alıştığım gibi bitince bir boşluk oldu.


Bir raporu yazmayı bitirdim şimdi, çok gözümde büyüyen bir şeydi ve asla yapamayacağım sanmıştım. Yattım youtube'u açtım. Kedim su içiyor. Sürekli bir şeylerin (genelde mutfak ve kütüphane ) sesini dinlediğim kanal çıktı ana sayfada. "To you who are doing their best everywhere"  koyup beach kenarı ambiyansı koymuş, iyi hissettirmek maksadıyla. Tabii ben dedim benim yanmamam gerek, hem de başıma güneş geçer. Benim için geçerli değil.

Bugün çok uykum vardı, ama şimdi yok. Kedim ayağıma geldi. Küçücük koltuktayım. Belki daha önce yüz defa izlediğim şeylerden birini açar uyurum.

İyi geceler.



28 Kasım 2021 Pazar

Onca Zamanın Ardından

Merhaba. Çok uzun zaman oldu buraya yazmayalı. Çokça değişim oldu. İyi olan oldu, kötü olan oldu. Bilmiyorum. Buranın aklıma gelme sebebini söyleyeyim (aslında böyle düz cümleler yazmam, ama sadece içimden geldiği gibi yazıp edebi olmamak istiyorum): demin lisans ve doktora mezuniyetimde aynı elbiseyi giydiğimi fark ettim. Lisans mezuniyetimden elimde hiçbir fotoğrafım olmadığı için (hatta bazen, lisans yıllarımın yerini dev bir boşluk aldığından) bu blogda belki vardır diye girdim.

 Lisans ve doktora mezunu arasındaki Gizem arasında o kadar çok fark var ki, hatta en son yazdığım zamanla bile. Artık öğrenci değilim. Neredeyse doğduğumdan beri sürdürdüğüm öğrencilik hayatım bitti. Herkesin lisanstan sonra atıldığı hayata yeni atılmış gibi hissediyorum. Çalışma açısından değil, 8 senedir çalışıyorum, ama öğrenciydim de bir yandan işte. Şimdi öğrenci kartım yok. Öğrenci indirimlerim yok. Öğrenciliğimle birlikte bıraktığım pek çok şeyim yok. Neyin var derseniz, diplomam var, doktora. Doktor oldum artık. Tıp doktoru değil, yanlış anlamayın. Pek çok yayınım oldu. Pek çok yazım oldu. Binlerce anım oldu. Feda ettiklerim oldu, elde ettiklerim oldu. 

Şuanda kendi evimde, bana uygun az aydınlatmalı aynı zamanda oturma odası olan çalışma yerimde, masamda balkabaklı mumumla yazıyorum bunları. İstediğim bazı şeyler oldu, ama kaybedip yerine koyamadıklarım da var. Hayatım bir acı içinde değil, ama saf mutluluk da yok. "Gelsin hayat bildiği gibi" modundayım çok uzun zamandır. Kendi dersim oldu, inanır mısınız, öğrencilerim var, enerji veriyorlar bana. Gıda takviyeleri de alıyorum tabii. Yakın arkadaşlarım oldu, hep bu konuda zorlanmıştım, bir özel günüm olsa kimi çağırırım bilemiyordum, şimdi var çağırabileceklerim, sağolsunlar. Kötü zamanlarımda yanımda durdular. İyi zamanlarımda yol gösterdiler. Bir kedim oldu, dışarda buldum, donmuştu, bana sarıldı, bırakmadım. Neden yazı yazarken ağlayasım geliyor bilmiyorum. Ağlamak istemiyorum, o yüzden gidiyorum. İyi akşamlar.

17 Haziran 2016 Cuma

Aa Bu Rujdan Bende Varmış

Ne zaman ruj canavarı oldum bilmiyorum ama, eve gelip aynı tonda rujlarım olduğunu görmem çok olduğunda, ruj almaya bir ara vermeye karar vermiştm. Aslında bunun bir nedeni genelde aynı ton rujları sevmem ama daha önemli bir nedeni drugstore'da satılan rujları hijyenik şartlardan denemeden almam. Kabında güzel durup sonra evde deneyim hiç beğenmediğim birkaç rujum da var, kullanılmadan duruyorlar.

Golden Rose velvet matte rujları genel olarak seviyorum ancak artık yeni renklerini almayacaktım. Sürekli de 01 numarası gündeme gelip duruyordu, onu da alsam ya deyip duruyordum içimden. Geçenlerde Gratis'te bu mini boyları görünce merakımı gidermek için güzel bir yol deyip aldım 2,5 TL olan bu mini rujlardan 01 numarasını. Şunu söylemeliyim ki gerçekten mini hatta baya mini, sanırım 3-4 kere kullandım ve bitti. Sadece renk denemek için alınabilir.

01 numarayı beğendim aslında ama tam boyunu almama gerek olan bir renk değilmiş. Bu arada sürünce bir şeye benzettim ne derken bir başka gün sürdüğüm maybelline ruja çok benzediğini fark ettim. Yanındaki rruj maybelline mat rujlardan nude embrance (çok güzel kokuyor!). Tıpatıp benzemeseler de, birine sahip olanın diğerini almasına gerek yok bence. Neyse zaten elimdeki 01 bitti hemen :)

Herkese mutlu haftasonları şimdiden!

XOXO
GİZEM

instagram: gizemspace
snapchat: gizminnie

4 Şubat 2016 Perşembe

Bir Yerden Sonra Okumayı Bırakanlar İçin Bir Genç Kızın Gizli Defteri



serra lisede şişman ve kendini beğenmeyen bir kızdır. bir de annesiyle babasının boşanması hadisesiyle iyice manyaklaşmıştır. ancak çeşme'de geçirdiği yazdan sonra serra için değişim başlamıştır! ilk kez aşık olan serra (adam 1: cüneyt) saçlarına perma yaptırır gözlüğü atar. beğendiği atasayı bile siler. yakın arkadaşı ayşegül falan vardı bir de sıska filizi hiç sevmezdi. 


daha sonra annesinin işi sebebiyle ankara'dan istanbul'a taşınırlar. taşındıkları yeri de normal ev zannetmeyin. bahçesinde kiraz ağacı olan ahşap mahşap alengirli bir ev. işte lisede kötü kızlar buna kötülük yapar iyi kızlar arkadaşları olur sonra. serranın notlarını aylin ya da simten'den birinin köpeği yemişti. lisedeki iyi arkadaşlarıyla hep görüşür. ancak bu arkadaşlar bölüm seçmediler herhaldeki kimisi mimar kimisi turizmci kimisi doktor falan oldu. kısmet. bu arada bir turizm acentasında lisede çalışan serra ekonomi ile turizm arasında bırakılmasına rağmen tabii ki turizmi seçer. annesinin bıraktığı ekonomi haberlerini okurken içi geçiyordur...

serra günlüğünü yazmayı bile bıraktığı, inanılmaz çalıştığı bir hazırlık dönemi sonrası bilkent burssuz turizmi kazanır. serracığım harikasın. sonradan bursu aldı ama. burada yeni baştan ev döşeme üniversite hayatı falan anlatılır. tbaii yine kötü insanlarla baştan arkadaşlık kurar. bu kötülerden biri ikinci sevgilisi oktay'ın eski sevgilisi betül, diğeriyse alev. bu arada evi de liseden arkadaşı mimarlık okuyan dilek'le tutmuşlardı. dilek de ankara'da tanıştığı ulaş'la evlendi sonra. 

okul bitmeye yakın oktay'la serra kavgalar bir şeyler limoniydiler. bu esnada babaannesinin tanıdığının çocuğu özgür girer hikayeye. baloya onla giderler. serra ankara'yı bırakıp istanbul'a döner. oktay da hatasını anlar (ya ne olacaktı) istanbul'a gelir. nişanlanırlar.

gel zaman git zaman tüm arkadaşlar evlenir. oktay'la serra bayadır nişanlıdır. işte ne hikmetse serra oktay'la uyumlu olmadıklarını bu aşamada fark eder. uzatmayayım, ayrılırlar. serra çok kısa süre içinde yeniden birdenbire ortaya çıkan özgür'le evlenir. çok mutludur. bir kızları olur ismi selin. sonra selin büyür o da günlük tutar.


bu arada yazıdan kitapları sevmediğim anlamı çıkmasın. hala daha her çıkan kitabını alır büyük bi merakla okurum. bir şekilde büyüledi beni bu kitaplar. bu kitaplar benim çocukluğum ya. Ama yeni kitaplarda Serra daha çok konuşsun, Selin sıkıcı geliyor.

12 Temmuz 2015 Pazar

Plaket Verilmesi Gereken Kadınlar


Biliyoruz, kadın olmak başlı başına zor bir iş. Bir kere hayatında hep bir denge olması gerekiyor. Fazla olduğunda ayrı bir etikete, az kaldığında ayrı bir etikete maruz kalabiliyorsun. Ama bir de herkesin eşit şartlarda olduğu zamanlarda kocaman artıları olan kadınlar var. Bence onlara ayrı bir plaket hazırlanıp törenle verilmeli. Bu da pazar günü kimseyi dışarı çıkmaya ikna edemeyip evde instagram baktığım ve henüz olgunlaşmamış avokadoyu yoğurda doğradığıma pişman olduğum bir günde aklıma geldi. Hayır yani bakmasam bir işe yaramam gerekecekti, pazarları işe yaramayı sevmem :D

Daha eminim bir sürü vardır ama sanki yarışmadaymışımcasına ilk 5 dakikada aklıma gelenleri yazdım. Eğer tören olursa plaketlerin bazılarını vermek isterim :))

  • Saçını tepeden toplayıp güzel olan kadınlar
  • Sarı saçları bakımsız olmayan, yeri gelmişken, simsiyah  saçına platin sarısı gölgeler attırmayanlar
  • Normal hayatında (??) ve iş hayatında iki ayrı kimliği başarıyla taşıyan birini bir yere taşımayan kadınlar
  • Saçı maşalıyken denizden çıkmış gibi bir hal almasını sağlayabilen becerikli kadınlar
  • Değişik değişik tatsız yemekleri sevdiklerine kendilerini bile inandırabilmiş kadınlar
  • Günlük, ajanda gibi bir heves alınıp bırakılan şeyleri özenle tutabilen kadınlar
  • Eyeliner çekebilen, dumanlı göz makyajı yapabilen kadınlar
  • Bavul yapma sanatına hakim kadınlar
  • Gittiği her yeri kendine ait bir köşeye çevirebilen kadınlar
  • Paralel park yapabilen kadınlar
  • Hangi kozmetik daha güzel, hangisi nerede daha ucuz bildikleri gibi mutfak alışverişini de ayrı bir dikkatle takip eden kadınlar
  • Çok süslü kadın başarılı olmaz algısını yıkmaya inat her alanda kendini gösteren kadınlar



Herkese güzel pazarlar! 
XOXO
GİZEM

5 Temmuz 2015 Pazar

En Sevdiğim Farlar- Maybelline Color Tattoo

Bu güzel pazar gününden herkese merhaba!

Bir yandan yan çatıdaki martı yavrularını izliyorum, bir yandan da bu yazıyı yazıyorum. Martı yavruları gecenin aksine gündüz sakinler, pıt pıt çatıda yürüyorlar. Bahçede de kedi yavruları var. Haziran ayının çok çabuk geçmesiyle birlikte, temmuz ayında doğa yeni yeni yaza adapte olmuş gibi. Aynı durum bizler için de geçerli. Ben de yaza giriş mahiyetinde bir eylem gerçekleştirdim ve bisiklet aldım, yaz akşamlarının tadını çıkarıyorum. Hayat kısa kuşlar uçuyoru hayat güzel kuşlar uçuyor olarak bağlama az kaldı :)


Gelgelelim yazımızın konusu bunlardan bağımsız olarak son zamanlarda en sevdiğim farlar. Gerçi yaz makyajında da oldukça kullanışlı olduklarından bir şekilde alakalı diyebiliriz. Bunu söylememin iki nedeni var. Birincisi sıcak havada çok kalıcı olmaları, bazsız dahi sürseniz sabah sürdüğünüz gibi akşam bulabilmeniz. İkincisi ise renklerinin yaza uyumlu olması.



Color tattoo farlarla tanışmam on and on bronze isimli farla oldu. Bu hafif simli, ama asla simli gibi durmayan -zira ben simli makyajdan nefret ederim- kahvemsi bronz fara resmen aşık oldum. Fırça bile kullanmaya gerek yok hatta fırçasız daha güzel uygulanıyor. Sadece bunu sür çık bir far. Bunu pek çok far için duymuş olabilirsiniz ama bu kez gerçekten! :) Ben en çok katlanma bölgesinethe balm paletlerden kahve bir farla ya da mac satin taupe sürerek tamamlamayı seviyorum vaktim varsa. Yalnız bu öyle bir far ki diğer paletlerin de renklerin de yüzüne bakmıyorum, dekorasyon olarak duruyorlar, tek kötü yanı bu diyebilirim :))

İkinci favorim yine aynı seriden eternal silver. Aslında ben çok gri renkli far aradım bir zamanlar. Siyah göz kalemini çok kullandığım zamanlara denk gelen zamanlar yani. Bu farlarla birlikte göz kalemini de artık eskisi kadar kullanmıyorum. Basit-sade hafif ışıltılı- yeterli! Bu gri arayışımı the balm autobalm Hawaii'deki gri renk dindirmişti, şimdi color tattoo var-oh mis! Fakat belirtmeliyim eternal silver on and on bronze kadar günlük değil.

Eveeet demirbaşlarım yazın (bence kışın da olacak :D) bunlar! Hepinize harika bir temmuz ayı dilerim!

Benim neler yaptığımı ise @gizeemkose insagram hesabımdan takip edebilirsiniz :)

XOXO
GİZEM

5 Nisan 2015 Pazar

Mart Favorilerim


Hava apaydınlık olunca akşam hiç gelmeyecek gibi geliyor, mesela şimdi saat 16:00 ama bana sorsan ancak 14:00'tür. Sonra birden hava kararıyor ve biz "eyvah pazar bitiyor" moduna giriyoruz. Yaz saatine alışamayanlarda bu hafta! :)

Ufak bir Bağdat Caddesi turunda, ki tur bile sayılmaz eve gitmek için oradan geçmem gereken bir günde, aklımda olmamasına rağmen (genelde kozmetik alışverişlerinde öyle olmuyor mu? ) Mac'e ve Yves Rocher'a girdim. Yine de bu aniden gelişen alışverişlerimden hiç pişman değilim çünkü gerçekten gerekli ve severek kullandığım ürünler elde etmiş oldum :)

İlk olarak Mac'den aldığım "sür çık" diyebileceğimiz Satin Taupe far. Çabucak bir tek bunu sürmek bile yetiyor. Her şeyle her durumda giden bir far ki benim de istediğim buydu. Kahve gri mor gibi renkler gibi tam isimlendiremiyorum. Ama güzel. Tek başına yeter.

Yves Rocher'a ise aslında severek kullandığım saç maskemin bir başka türü var mı varsa alayım diye girmiştim (aşağıdaki anlatacağım). Hemen altta hep duyduğum el peelingini görünce açtım kokladım. Koklar koklamaz da çook sevdim. Böyle taneli ürünler bana doğallığı çağrıştırıyor. Kokusu da muazzam olunca alıp denemek istedim. Haftada iki kere yapılabiliyor. Öyle üşenilecek bir şey değil, elinize sürüyorsunuz biraz duruyor sonra ılık suyla yıkıyorsunuz. Ben çok memnun kaldım. Ellerim pamuk gibi oluyor.




Gelelim saç maskesine. Soldaki kahverengi renkliyi sanırım altı ay kadar kullanmıştım. İçinde organik jojoba ve organik karite yağı var. Bunu kullandıktan sonra saç kremi bile kullanmaya gerek kalmıyordu. Ayrıca saçlarıma müthiş bir kokuveriyordu, hiç de dolaşmıyordu saçlarım. Böyle memnundum evet ama üstünde de kutunun çok kuru saçlar için olduğu yazıyordu ve bu gerçek benim saç tipimle aslında uyuşmuyordu. Hal böyleyken ve maskeden de memnun olduğumdan yine Yves Rocher'n başka bir çeşit maskesi var mı diye bakmaya gittim ve sağdakini aldım bu sefer. Bu da organik karite yağını içermekle birlikte, yulaf özlü. Dolayısıyla farklı bir kokusu var ve bu koku bana beyaz sabunu anımsatıyor :) Haha, memnunum ama temiz temiz kokuyor saçlarım. 




Şimdilik bu kadar, herkese güzel bir nisan ayı diliyorum!
Beni instagramdan gizeemkose hesabından canlı takip edebilirsiniz! :)
Sevgiler
Gizem

17 Ocak 2015 Cumartesi

Her Kelimenin Anlamı Başkadır Bir Öncekinden

Hafıza iyi bir şey midir sizce her zaman? :) Çok gereksiz şeyleri hatırlayıp, çok önemlileri geri plana iten zihninize kırgınlığınızı hatırlamanız için biraz sizi yalnız bırakıyorum.

*Fotoğraf: yine koşturduğum günlerden birinde, okulda kahve molası

Hah geri geldim. Aslında sadece bir dönem beraber okuyup, sonra Fransaya dönen, ama en sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan -arkadaşlık mesafeyle ya da fiziksel yakınlıkla ilgili değil kesinlikle- Zehra geldi İstanbul'a. Arada onu gördüm, ne kadar uzak olsak da biz hep yazılarımızla mesajlarımızla birbirimizin yanındaydık, hele ki bu süreçte bana başkasından rica bile edemeyeceğim iyiliklerde bulundu. Böyle insanları sevelim yüceltelim, biliyorsunuz artık çok yok :)

*fotoğraf: Zehrosumun hediyeleri



 Bu aralar ne yapıyorum/ ne yapmalıyım?

 *Masama bakıyorum. Oldukça dağılmış ki ben dağınıklık sevmem masa dağınıksa zihnim de dağınık gibi olur. Ama toplamıyorum bi şey bekliyorum sanki. Watsons mini mendilleri görüyorum. Aslında çok sevimli ama kapağı açılıyor çantada hijyenik değil. Bir daha alır mıyım diye düşünüyorum. Kararsızım.
 *Her taraf el kremi ve dudak nemlendiricisi dolu.
 *Paşabahçe'den aldığım ev şeklinde mumluğa bakıyorum gerçekten çok tatlı. Bir defa mum yakarak kullandım boşa almadığımı kendime ispatladım iyi oldu. :)
 *Bu hafta artık 2 aydır!! ertelediğim diş tedavime başlamam lazım. Yok hayır, ben normalin aksine dişçiden korkmam, hakikaten denk gelemedim. Hayatımda önce kendimi erteliyorum da ondan. Yanlış.
 *Bir belge bekliyorum. Bu hafta çıksın artık! Bunun peşine düşeceğim.

Herkese selam, görüşmek üzere!
Gizem

11 Kasım 2014 Salı

Uykudan Önce

Bu başlığı yazınca aklıma hemen "Uykudan Önce Masallar" diye bir cümle geldi. Onu "Türk Lokumuyla Tatlı Rüyalar" izledi. Sanırım sabahın erken saatlerinde beynim birbiriyle bir kelime ile olsa bile ilişkili bulduğu her şeyi doğrudan yolluyor :)


 Bilgisayarı açınca ilk ne var ne yok diye bakınırım. O bakınma sırasında Harvard Business Review'da günün son on dakikasını nasıl harcamalı üzerine bir yazı gördüm. Tesadüf bu ya, ben de son zamanlarda bir bir uyku öncesi ritüeli geliştirmiş biri olmuştum, bakayım onlar ne yazmış merak ettim açıkcası :) Hatta dün akşam bed time essentials diye instagramda şu fotoğrafı yayınlamıştım, üstüne geldi bu yazı.



Nasıl şeker değil mi kuzum? Önceden bu maskeleri gereksiz bulurdum, şimdiyse baya faydasını gördüğümü düşünüyorum. Papatya çayımı içip, kendimi tatilde hissettirdiği için hindistancevizi sütünü de sıkıp bunu gözüme geçiriveriyorum. Gelelim HBR önerilerine;


 *Sizi mutlu eden bir şey okuyun.

 Çok iyi çok güzel de, ben kitapla uykusu gelmeyenlerdenim. Kitabı bitirip hala uykumun gelmediği çok olmuştur.

*Isıyı düşürün. Daha düşük sıcaklık uyuyakalmanıza yardımcı olur.

Evet tabii ben düşük sıcaklıkta üşüyorum üşüyorum evet şuan daha çok üşüyorum diye düşünüp durmazsam.

*Mavi ışıktan kaçının.

Pekala kaçınırım, zaten doğduğumdan beri odamda mavi ışık görmedim, bu kolay oldu.

*Spa benzeri bir ortam yaratın.

Spa benzeri? Palmolive Thermal Spamı başucuma koyabilirim sanırım? :D

*Şükran gösteren bir not yazın.

Yazdığınız notların yatağın altına kaçmamasına dikkat edin ama.

*Meditasyon yapın.

Evet yapabiliyorsanız tabii ki.

*Sessiz bir yürüyüşe çıkın.

Gece vakti çıkacağım yürüyüş eminim çok sessiz olacaktır da, ben o saatteki sıradan çinko karbon pil enerjimle bunda biraz (tamam çok) zorlanırım gibi geliyor.


Eveeet, herkese iyi uykular güzel günler!!

XOXO
GİZEM



10 Ağustos 2014 Pazar

Kadıköy'de Hoş Bir Mekan: Antre Cafe Oyun Atölyesi

Merhaba,

Bugün İstanbul yine oldukça kalabalık bir gün yaşıyordu. Bense doğduğumdan beri İstanbul'da yaşamama rağmen her defasında buna şaşıran bir insan olarak, bugün ne yapsam da kalabalıktan kaçsam diye düşünüyordum. Nihayetinde aklımıza daha önce birkaç kere tiyatroya gittiğim, oyun başlamadan önce de oturup soluklanırken çok beğendiğim bir yer olan  Antre Cafe geldi.


Başka şey dileseymişim olacakmış gibi, Antre cafe neredeyse boştu, bu da dekorasyonu çalan şahane müzikler eşliğinde gönlümce izleme fırsatı sundu bana. Bence diğer cafelere nazaran bu sakinliğini girişinin Oyun Atölyesi olmasına borçlu, zira bilmeyen birisi içeride cafe olduğunu zor fark edebilir. Genelde de oyun izlemeye gelenler uğruyor zaten cafeye. Bir parça doğayı hissedebildiğimiz her mekana sarmaşık gibi sarıldığım gibi, burayı da notalarla birlikte içime çektim.




Niçin hala her ayna gördüğümde aklıma Aşk-ı Memnu'daki Bihter geliyor bilmiyorum ama aynalara karşı da özel bir sevgim olduğu bir gerçek. Hele o ayna böyle nostaljik ve de bir de üstüne ahşapsa.. Dekorasyonu harika tamamlamış. Müziklerden bahsetmiş miydim? Lütfen bir kere daha bahsedeyim çünkü bir pazar günü sakin sakin oturmak isteyen beni çok mutlu etti çalan müzik.
  


Daha önce oyundan önce girdiğim için cafeye kahve içmiştim. Bu sefer akşam üzeri olduğundan yemek yemek istedik, çok fazla seçenek olmasa da yeterli sayılabilir. Bu gibi bir yerden asıl beklentim gurme lezzetler olmadığından beklentimi karşıladı, ancak kahve ve tatlılarının oldukça güzel olduğunu eklemeden geçemeyeceğim.



Çıkarken çektiğim bir fotoğrafla size Oyun Atölyesi'ndeki oyunlara göz atmanızı da şiddetle tavsiye ediyorum :) Tam kareye dahil olamasa da sağdaki Kim Korkar Hain Kurttan mesela ve ben izlerken çok keyif almıştım!



Herkese güzel bir hafta diliyorum!
XOXO
GİZEM

Anında iletişim için beni instagramda bulabilirsiniz :)
http://instagram.com/gizeemkose

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Gratis Bayram İndirimi Alışverişim

Merhabalar,

Malumunuz bayram tatiline giriş yapmış durumdayız. Henüz eve gelmişken Gratis bayram indiriminden aldıklarımı yazayım dedim. Çok bir şey değil ama almayı gerçekten isteyip hedefleyerek gidip aldığım şeyler olduğundan paylaşmak istedim. Bu şekilde hedeflemeden gidince çok fazla alakasız şeyler alıp çıkıyorum o yüzden bu amacına uygun satın alma işi iyi oldu. Sadece bir şeyde hedeften saptım ama onun da sebebini aşağıda söyleyeceğim :)


Bu torbayı ücretsiz verdiler, şimdi de içine bakalım..


The Balm'da yüzde elli indirim vardı, ben de vakit bu vakittir deyip put a lid on it eye primer ile mary lou manizer aydınlatıcıyı aldım The Balm'dan. The Balm'ın ambalajları ayrı bir konu zaten, çok şirin ve doğrudan kendine çekiyor. Kozmetikte özellikle ambalaja göre satın almanın çok fazla olduğunu düşünürsek, başarılı tasarımlarıyla insanların gönlüne taht kurmasına şaşırmamak gerek. Göz bazı 15 lira civarına, aydınlatıcı ise 25 lira civarına düşmüştü. İyi bir alışveriş oldu sanki, ne dersiniz? :) Ruj ise rengini beğendiğim Maybelline wooden brown, bunu da zaten almak istiyordum ve notlar kısmına kaydetmiştim.


Eveet sıra geliyor hedefimde olmamasına rağmen aldığım ürüne. Toni&Guy deniz tuzu spreyinden öyle memnunum ki, hem evde hem işte bir şişe tutuyorum. Yaz aylarında hiiç uygulayamıyorum ısı saçıma, sabredemiyorum. Bu durumda kurtarıcım bu sprey oluyor, ya da ben öyle sanmayı istiyorum çünkü gerçekten uğraşamıyorum yazın ısıyla :) Normalde yedeği de vardı ama Toni&Guy pek indirime girmez, girse de ikinci ürüne yüzde kırk gibi indirimler yapar, dolayısıyla doğrudan indirimde 25 lira olduğunu görünce (sanırım normalde 40 lira civarı) dayanamadım aldım. Hedefimden saptığım yegane nokta buydu ama haklıyım değil mi? :)

Bu günlük bu kadar, herkese güzel bir bayram diliyorum. Umarım tatil herkese iyi gelir. Sevgiler,
xoxo
GİZEM

p.s. instagramda görüşmek için adresim gizeemkose


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...